Menü İnegöl Yerel Haber | İnegöl'den Haberiniz Olsun!
Sakin Aytekin

Sakin Aytekin

Tarih: 24.04.2021 15:03

KUMANYA MI?  KAMPANYA MI?

Facebook Twitter Linked-in

"Komşusu açken, kendisi tok yatan bizden değildir" hadisini her okuduğumuz da biz O'nunla cennette yan yana nasıl olabileceğimizi ve onun yüzüne nasıl bakabileceğimizi  hep düşünmüşümdür.
 

Geçenlerde ulusal bir  marketin reyonunda şöyle bir ilan vardı ;
Kumanya Bedeli :
0,5kg nohut, 0,5kg fasulye, 0,5kg bulgur, 0,5kg makarna, 300 gram salça... 
Toplam 48 TL.

Zekata Malik işverenlerimiz, işçi çalıştıran patronlarımız, her kesimin tüccar ve patronu kazancının bir kısmını ihtiyaç sahipleri ile çalışanları ile veya kendine yakın gördüğü Vakıf veya derneklerle paylaşmak içgüdüsü her Ramazan insanların içinde heyecan uyandırır. Ne demişti Hz. Peygamber ( s.a.v) : "Veren el, alan elden üstündür" Biz de vermeliydik, cömertçe ,canımızı acıta acıta dağıtmalıydık. " Mal canın yongasıdır" ifadesince nefsimize zorda gelse ki, vermek çok zordur. Canını acıtır insanın.
 

Bu dağıtımı,insanların gözüne batıra batıra değil, ihtiyaç sahibinin gururunu ve kişiliğini rencide ederek değil, iki kare fotoğraf alacağım diye o kişiyi tüm mahalleye, tüm sokağa ve konu komşuya ifşa ederek değil...
Hani bir de "sağ elin verdiğini sol elin görmemesi gerekir" diyen bir Peygamber tavsiyesi var. 
Neyin kafasını yaşıyorsun ey zavallı müslüman!
48 TL'lik kumanya ile üç beş kişi toplanıp tüm reklam argümanları ile fakir fukaranın kapısına dayanarak neyin kampanyasını yapıyorsun?

 

Ey Müslüman kardeşim!
Sen her gün iftarda kuru- pilav,sahurda da nohut- makarna mı yiyorsun? Neyin vijdanı bu? Biz yetim-öksüz veya garip gurabanın üzerinden bile Allah ( c.c)'a karşı prim yapma derdine düşmüşüz. Verdik ya kumanyayı artık iftarda incik- kebap, enginar dolma, sahurda pastırma,sucuk yiyebiliriz. Vicdanını susturdun,kumanyayı büyük bir kampanya ile dağıttın ve görev tamamlandı.
 

Oysa ki teknoloji öyle gelişti ki marketler dijital para verip o kişinin istediği alışverişi yapmasına imkan veriyor. Yerli marketlerin tamamı "Gıda Fişi "adı altında 50 -100 150- 200 TL gibi kartlar dağıtmakta. Ne kadar zekatın varsa hesapla ( Tabi o hesabı da biliyorsan) git bir kısmı ile o fişlerden al gerekli gördüğün kişilere dağıt, vatandaşta evinin ne ihtiyacı varsa onu alsın. Geri kalanı ile de ihtiyaç sahibi olan insanların ödenmemiş kiralarını, ödemesi gecikmiş elektrik, doğalgaz faturalarını , ödeme yapamadığı için suyu kesilmiş, yoklukla mücadele eden fukaraya dağıt gitsin. Böylesi daha güzel olmaz mı?
 

Bir gün bir arkadaşım başından geçen bir olayı şöyle anlatmıştı:
 " İşimiz bozuldu ve iflas ettim. Çocuklarımın eğitimi yarıda kaldı.Elde avuçta ne varsa hepsi icra ve avukatlarla tarumar oldu.Açlık ve yokluk son sınırda idi. İlk Ramazan,hiç unutmuyorum evde makarna var, yağ yok ama haşlayıp çoluk çocuk oturup yiyeceğiz. İftar saatine yarım saat kala kapının zili çaldı ve kapıyı açtım kimse yok ama ben diyeyim 4 sen de 5 poşet erzak bırakılmış. İçlerinde neler yok ki ... Çocuklar küçük kimisi " Kinder"sürpriz yumurtaları, kimi çikolatalı gofretleri, kimi de sütlü kare çikolataları kapışıyorlardı. Çünkü onlar çocuktu ona ihtiyacları vardı, onu özlemşlerdi. O gelen erzak bize bayrama kadar yetti ve ben hala o kişinin kim olduğunu bilmiyorum" diyordu.
 

Anladın mı, şimdi sağ elin verdiğini sol elin görmemesini?
Anladın mı, komşusu, arkadaşı, tanıdığı ve akrabasının aç iken kendisinin tok yatmamasındaki  hikmetin ne olduğunu?

 

Anladık mı, veren elin  alan elden nasıl düştün olduğunu?
Allah ( c.c) bizi Resulün'e komşu  eyleyecekse ve biz de Allah ( c.c)'ın razı olmasını  ummayı becerebilirsek bizlere bu manada ve bu inançla hayır hasenat yapmayı, ibadet etmeyi, kullarıyla sağlıklı iletişim kurmayı ve kendisine "Adam" gibi kul olmayı nasip eylesin inşaallah .


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —