Ayeti Kerime bize her durum ve her halükarda kazancın veya bir malın nasıl harcanması gerektiğini, sadece varlıkta değil, yoklukta da Allah ( c.c) için bir şeyler harcana bileceğini, verilebileceğini ve bir şeyler yapılabileceğini anlatıyor. Kulun her yaptığı iyiliğin veya amelin, O' nun kendisi için yapılması gerektiğini ayet bizim gözümüze gözümüze vuruyor.
Hz. Peygamber sallallahu vesellem de servetin zekat ile korunduğunu ve Allah ( c.c) katında zekatla, malın ve servetin sigortalandığını ve Allah' ın gözetiminde olduğunu gösteriyor. Sadakaların da maddi ve manevi hastalıklara karşı nasıl bir ilaç ve antibiyotik gibi ağrı kesici olduğunu, başımıza gelebilecek her türlü bela ve musibetlere de dua almak, niyazda bulunmak için bizleri açık açık ikazda bulunuyor.
Velhasıl ; zekat ve sadaka verenlerin mallarında bereket, canların da sıhhat ve afiyeti beden ve ruhlarında hissetmelerine sebep olduğu gibi bunun çok ötesinde kendilerini Allah ( c.c)' ın rızasını kazanmanın ve O'ndan gelecek ilahi mükafatların hazzına nail olmakla psikolojik olarak da iç huzura kavuşmuş olurlar. Mutmain olurlar. Kazancında ki başkalarının hakkını, hakkı olana teslim etmiş olurlar.
Zekatın Faydaları
a- İnsanın kalbinde yer tutan mal ve servet muhabbetini zekat sayesinde kalbimizi ve nefsimizi bu zararlı duygulardan kurtarmış oluruz.
b- Zekat vermek güzel bir inancın ve dinin eseridir. Böyle bir akideye, böyle bir inanca sahip olan kişi mensubu bulunduğu cemiyet içinde zarardan uzak, güvenilir, faydalı ve insanların iyiliğini düşünen güzel bir insandır. Çünkü o kişi Allah ( c.c)'ın rızasını kazanmak için ve hiçbir şey gözetmeksizin malının bir kısmını fakirlere infak eden şahsiyetli insan demektir.
c- Zekat bir şükran vazifesidir. Zekat veren insan şöyle düşünür: "Elde ettiğim bu servet bu zenginlik ve bunu ben kazanmadım. Rabbimin bana bir ihsanı ve ikramıdır. Nice insana bu serveti vermeyen Allah ( c.c) bana lütfetmiş ve bu lutfun, bu ihsanın bir şükrü olarak ben de O'un emri olan zekat farizasını yerine getirmem gerekir." diye düşünür ve şükrünü ifa eder .
d- Sosyal, içtimai ve insani bir vazifedir. Çünkü, insanlar, zekatlarını paylaştıkça sınıf farklılıkları da ortadan kalkacak, fakirin zenginin malında gözü olmayacak, zengin de fakire karşı üstünlük hegemonyasına kapılmayacak. ikisi de biribirine dua ederek bereket bulacak.
e- Her şeyden önemlisi bir kişinin elde ettiği servette, onun yaşadığı semtin, ilçenin veya ilin birçok politik, jeopolitik, iklim, hava, su ve insan gücü tesiri vardır. Eğer o kişi böyle bir beldede yaşamamış olsaydı, oturduğu köyde, doğup büyüdüğü beldede böyle bir servete sahip olabilecek miydi? işte bu da bir nimettir. Bu nimetin şükrü de o muhitte bulunan yoksul, yetim, ihtiyaç sahibi kim varsa bu insanlara yardım etmektir.
Bugün zekat: İslam aleminde Müslümanların elinde kalmış en değerli ve en yararlı, kendine has şartları olan, insani değerler taşıyan güzel bir müessesedir. Zekat verenler Allah ( c.c)'ın sevgili ve hayırlı kulları sayılmaya layık en değerli kullarıdır.
Ne mutlu bu güzel
müsseseyi ayakta tutanlara !
Ne mutlu Allah yolunda mallarını harcayanlara !