KİŞİSEL VERİLERİMİZİ PAYLAŞIRKEN DİKKAT!

Av. Atakan Çelik

MONTESSORİ PEDOGOJİSİNİN İLKELERİ

Deniz Çınar

SOSYAL MEDYA PAYLAŞIMLARINA DİKKAT

Eyüp Yaşar

OKULLAR BEKLENTİLER ve ÖĞRETMENLER!

Gazi Karabulut

NASIL İSENİZ ÖYLE YÖNETİLİRSİNİZ

Sakin Aytekin

YILDA EN AZ İKİ DEFA DİŞ HEKİMİ KONTROLÜ GEREKLİDİR

Serdar Nalcı

İNEGÖL VE BURSASPOR İLİŞKİLERİ

Turhan Şahin

MEME KANSERİNDEN KORUNMAK İÇİN ALTIN ÖNERİLER

Uzm. Dyt. Nursena Kağan
  • BIST 100

    17067,34%-0,88
  • DOLAR

    43,76% 0,02
  • EURO

    51,77% 0,34
  • GRAM ALTIN

    7063,98% 0,72
  • Ç. ALTIN

    11636,31% 0,00

Gazi Karabulut


ÖĞRETMEN!

Öğretmen ya da hoca; bir bilim dalını, bir sanatı, bir tekniği veya belli bir bilgiyi öğretmeyi kendisine meslek edinmiş kimsedir. Bu mesleğe de öğretmenlik denir.


Böylesi bir tanım ile öğretmeni veya öğretmenliği ifade etmek oldukça yetersiz bir anlatım olur. Nitekim kelimelerin bir sözlük manası bir de genel kabul gören, geniş anlatımlar ihtiva eden anlamı bulunabilir. İşte öğretmenlik tam da bu anlatıma uygun bir kavramdır.

Türk- İslam kültüründe öğretmenliğe yüklenen anlam oldukça geniş bir tafsilata sahiptir.

Türklerde karşılaştığımız ilk öğretmenlik örneği göçebe yaşantısı doğrultusunda bu anlayışı pekiştirecek şekilde ve korunma ihtiyacı anlayışıyla savaş eğitimi çizgisinde olmuştur. Konuyu Yahya Akyüz, Eğitim Tarihi’nde şöyle açıklıyor:

“Hunlar, tarihte bilinen en eski Türk devleti olup, merkezleri Orhun Selanga ırmakları ile Türklerin kutlu ülke saydıkları Ötüken ve çevresi merkez olarak kurdukları bir devlettir. Başkentleri Ötüken’dir. 17 sürü besleyen, atlı göçebe kabilelerden oluşmuştur. Özellikle komşuları Çin’e karşı korunmalarını kolaylaştırdığı için, Hunlar yerleşik değil göçebe bir yaşantıyı benimsemişlerdir. Bunun doğal sonucu olarak da savaşçılık, yöneticilik, bazı el sanatları ile dini inanışlar ve çocuk yetiştirmeye ilişkin değerler eğitime damgasını vurmuştur. Hunlardaki eğitimi; yaşayış biçimleri şekillendirmiştir.” (2)

Ayrıca, at yetiştiriciliği, bağımsız yaşama kararlılığının nesilden nesile aktarılması, yerleşik hayatla birlikte artan meslek eğitimi, dini inançlar çerçevesinde duyulan ihtiyaç gibi sosyal hayatın gerekleri öğretmen ve eğitime bakışı şekillendirmiştir.

Tabi burada karşımıza çıkan asıl kavram “eğitim” sözcüğü oluyor. Yıllarca “ Eğitime Giriş” derslerinde bu kavramı şöyle tanımladık.

Eğitim; Latince’de “Educate” mastarının isim şekli olan “Education” sözcüğünün Türkçe karşılığıdır. (3)

 Sözlükte, büyütmek, yetiştirmek, geliştirmek gibi anlamlara gelir. (4)

Terim olarak ise; “Bireyin davranışlarında, kendi yaşantısı yoluyla istendik yönde değişme meydana getirme süreci” (5) veya “Bireyin davranışında, kendi yaşantıları yoluyla ve kasıtlı olarak istendik değişme meydana getirme denemeleri sürecidir.

Günümüzde bu tanımın artık “bireyin problemi görme ve çözme yeterliliğine ulaşması” şeklinde izah edilmesinin daha doğru olduğu ifade edilebilir.

Yine de medeniyet algımızla bütünleşen öğretmen tanımını “muallim” kavramı doğrultusunda Nurettin Topçu “Türkiye’nin Maarif Davası” adlı eserinde çok vuzuh bir şekilde anlatır.

“MUALLİM; insanoğlunu beşikten alarak mezara kadar götürüp teslim eden, dünyanın en büyük mesuliyetine sahip insandır.

Kaderimizin hakikatinin işleyicisi, karakterimizin yapıcısı, kalbimizin çevrildiği her yönde kurucusu odur. Fertler gibi nesiller de onun eseridir.

Farkında olsun olmasın, her ferdin şahsi tarihinde muallimin izleri bulunur. Devletleri ve medeniyetleri yapan da yıkan da muallimlerdir. Yalnız kaldığımız yerde yalnızlığımızın mesulü de odur. Muallimlik para değil ruh işidir.

Muallim sadece bir memur değildir, belki genç ruhları kendisine mahsus manada bir örs üstünde döverek işleyen usta bir demircidir.

Devlet adamı muallimin emrinde bulunduğu müddetçe cemiyet ikbal halinde yaşadı. Muallim, devlet adamının bendesi olduğu zaman cemiyet bozuldu, felaketler baş gösterdi.

O halde ruhi varlık halinde bizi yapıp yoğuran ve bunca mesuliyetlere sahip olan muallim, nasıl bir insandır? Ya da nasıl bir varlık olmalıdır?

1-Muallim, en doğru ve en güzel hayat örneğini yapar, hazırlar ve bize sunar, biz de yaşarız. O, ruhumuzdaki kat kat fetihlerin kahramanı ve şerefli sahibi olduğu halde, bu hayatı yaşamayı değil, ona hizmeti tercih etmiş fedakâr varlıktır.

2-Muallim, geçeceği yol bütün engellerle örtülü olduğu halde, buna tahammül etmesini bilen ve tahammüle âşık idealcidir. Muallim kaderin karşısına çıkardığı engellerle mücadele ederken, sonuna kadar nefsinden fedakârlık yapmayı göze alabilen cesur insan olmalıdır.

3-Muallimlik sevgi işidir ve ruh sevgisidir. Öğrenciyi diploma avcılığından ilim yolculuğuna götüren ve onun ruhuna nakış nakış sevgi işleyen odur.

4-Muallim, hepimizin her an muhtaç olduğu doktordur. Muallim, bizim bütün ruh yapımızın sanatkârıdır.Muallim; sabrın üstadı, hakikat olduğu için ilmin hayranı, hakikat tohumları ektiği ruhlardan mesul olmanın aşığı, hizmet ehli ve sonsuzluğa imanın sahibi insan olacaktır.

5-Muallim, sahip olduğu mesuliyetle, içimizde en fazla hür olan insandır. Çünkü mesuliyet, hürriyetin kaynağıdır.. Descartes: “Hür olmayan düşünce, düşünce değildir” diyor, o halde hür olmayan muallim de muallim değildir.

“Kendini bilen Rabb’ini bilir” bu manada bilme işi bir süreçtir. Kendini bilmeyi öğrenmiş olan muallim, insanlara kendini bilmenin şifrelerini öğretendir. (6)

Tabi burada devreye giren bir başka kavram da okul kültürü oluşturacak bir eğitimci anlayışıdır. Bu kavramı S. Ahmed ARVASİ “Eğitim Sosyolojisi” adlı eserinde şu şekilde ifade eder:

“ Okul kültürü sözü, akademik bir anlam ifade eder. Okul, milli kültürü malzeme olarak kullanır. Onu evrensel ölçülere ve değerlere göre işlerken çağdaş inceleme ve araştırmaların ürün ve verilerini de bu milli kültüre aşılayarak onu güçlendirmeye çalışır. (7)

Arvasi Hoca aynı eserinin muhtelif yerlerinde kültür, okul ve eğitimci ilişkilerini izah ederken bu kavramın toplumun temel dinamiği olduğunu ve kültürel değerlerle sosyal barışın sağlanacağını ifade eder.

Aynı konuyu Ziya GÖKALP ise “Türkçülüğün Esasları” adlı kitabında “hars” olarak ele alır ve kültür aktarımının okullar sayesinde sağlanacağını, Türkiye’den, Rusya’dan, Almanya’dan, Fransa’dan örneklerle açıklar:

“Bir taraftan halk içine girmek, halkla beraber yaşamak, halkın kullandığı kelimelere, cümlelere dikkat etmek. Söylediği atasözlerini, gelenekte yaşayan hikmetleri işitmek. Düşünüşteki tarzı, duyuştaki üslubu tespit etmek, şiirini, musikisini dinleyerek, raksını ve oyunlarını seyretmek. Dini hayatına, ahlaki duygularına nüfuz etmek...”(8)

Bu yaklaşım bize şunu göstermektedir.

“Başarılı bir eğitim sisteminin en önemli unsuru öğretmendir. Öğretmenin niteliği ile sistemin başarısı arasında olumlu bir ilişki vardır. Başarılı ve etkili okullar üzerinde yapılan araştırmalar bu okulların bazı ortak özelliklere sahip olduğunu göstermektedir. Etkili okullarda görev yapan öğretmenlerin ortak özellikleri vardır. Okul bir yaşama alanı olarak görülür ve okul kadrosu arasında güvene dayalı, dostane, destekleyici ilişkiler vardır. Başarılı okullarda; bütün çalışanlar kendilerini mesleki yönden sürekli geliştirme çabası içindedirler ve üst düzeyde bir sorumluluk duygusuna sahiptirler. Okul işbirliğine dayalı olarak yönetilir. Takım çalışması esastır. Öğretmenler, işbirliğine dayalı birlikte planlamaya önem verirler ve sınıflarını etkili bir şekilde yönetirler. Okulda pozitif bir çalışma ve öğrenme iklimi vardır. Bütün okul toplumunun üyeleri, öğrenci başarısına ilişkin yüksek beklentilere sahiptirler ve bütün öğrencilerin öğrenebileceğine ve başarılı olabileceğine inanırlar; bireysel yeteneklerini tanıma ve geliştirmede öğrencilere yardım ederler. Ev ödevlerinden yararlanırlar ve bu konuda önceden planlama yaparlar.” (10)

Sonuç Yerine:

Günümüzde yaşanan eğitim ve eğitimci problemlerinde, eğitimcilerin sosyolojik incelemesinin yeteri kadar yapılamadığı gerçeğini görmezden gelemeyiz.

Yapısal tutmlar, sosyal irade, ekonomik teamüller “öğretmen” kavramına yeni anlamlar yüklemeye başlamış ve meslek, itibar kaybına uğramıştır.

Toplumun şekillenmesindeki ana umde öğretmenlerdir. Öğretmenleri yetiştiren kurumlar ve devamında mesleği icra edenlerin yaklaşımları; sosyal gelişmeler, toplumsal beklentiler, reel değerlendirmeler ışında yapılandırılmalıdır.

Nihayet, yapılması gereken ilk iş, muallim yetiştiren kurumların, beklentileri karşılayabilecek şekilde revize edilmesidir.

Eğitimci yetiştiren kurumlar, mesleki yeterlilik açısından öğretmen adaylarına davranışsal anlamda çağın gereklerini ihtiva eden, öğrencileri anlamlamdıracak donanımlar yükleyebilmelidir.

Ardından mevcut eğitimci kadrosunun doğru bir analizi gerçekleştirilmeli ve bu analiz doğrultusunda tamamlayıcı, somut, sosyolojik karşılığı olan etkin programlarla eksiklikler ortadan kaldırılmalıdır.

Nihayet toplumun da öğretmen algısını güçlendirecek adımlar atılmalı, özgüven ile ardışıklık arz eden eğitimcinin statüsünü netleştiren bir dizi atılım gerçekleştirilmelidir.

Tartışmasız her öğretmen “vicdan” dediği kavrama akademik yeterliliğini ekleyerek mesleğini icra etmektedir. Mensup olduğu kurumun belirlediği çerçeve doğrultusunda sınırsız yetki ile ideal bir öğretmenlik yapma gayreti gütmektedir.

“Netice olarak “beşikten mezara kadar” devam eden insanlığın köprüsü eğitimdir. Eğitimin ana unsuru öğretmen olduğuna göre bir bakıma köprünün sağlamlığı eğitimcinin ilkeleri ile şekillenir.

O zaman “ köprü” öğretmendir, denilebilir.

Bu öyle bir köprü olmalıdır ki dün bugün çizgisinde yarınlara ışık tutabilmeli, o ışık yakından uzağa doğru hale hale dünyayı aydınlatmalıdır.

Bu, öyle bir köprü olmalı ki tarihin derinliklerini harcında barındırdığı gibi o derinliklerle, ufkun ardındaki hak ve hakikat yayan medeniyetleri inşa edebilecek nesiller yetiştirmelidir.

Bu, öyle bir köprü olmalı ki, köprüden geçenler dağılmalı memleketin dört bir yanına adalet yaymak, ilim aşılamak, ahlak temelli bir toplum inşa etmek için…” (11)

*Eğitimci- yazar 

KAYNAKÇA

1-Wikipedia

2- Yahya Akyüz, Türk Eğitim Tarihi, s. 4.

3- Cavit Binbaşıoğlu, Eğitime Giriş, Ankara, 1988, s. 2.

4- Türk Dil Kurumu, Türkçe Sözlük, C. I, s. 677.

5-İbrahim Ethem Başaran, Eğitime Giriş, Ankara, 1984, s. 17

6- TOPÇU, Nurettin; Türkiye’nin Maarif Davası, Dergah Yayınları, İst.1997

Eğitim Sosyolojisi, S. Ahmed ARVASİ, sf:110. Burak Yayınları, İst, 1999

Purkey, S. & Smith, M. (1983) Effectiveschools: a review, TheElementary School Journal, 83, 427-462. (Eğitim Felsefesi ve Çağdaş Eğitim Sistemleri, Prof. Dr. Selahattin Turan)

Jensen, R. A. &Kıley, T.J. (2000). Teaching, Leadingand Learning: BecomingCaringProfessionals. Boston: HoughtonMifflinCompany.(Etkili Öğretmen, Dr.Mustafa Tatar)

Türkçülüğün Esasları, Ziya GÖKALP, sf:47. Varlık Yayınları, İst. 1968

KARABULUT Gazi, Köprü ve Ayakları, syf. 8,  Berikan yayınları, Ankara, 2016

  • Perşembe 13.7 ° / 1 ° Güneşli
  • Cuma 16 ° / 2.1 ° Güneşli
  • Cumartesi 14.3 ° / 5.2 ° false
1

Sigaraya yeni zam geliyor!

2

Ulu Cami'de Ramazan'a tatlı başlangıç

3

BUSKİ'den gerçeği aratmayan tatbikat

4

Büyükşehir’de üreticiye fidan ve tohum desteği

5

İnegöl’de “Arabuluculuk Dosyanız Var” SMS’i Paniği: Sahte Hukuk Bürosu Tuzağına Dikkat!

6

İnegöl TOKİ Mehmet Akif Ersoy İlkokulu’nda Yeni Model: Pergel Nakış

7

İnegöl’de İlk Teravih Coşkusu: Camiler Doldu Taştı

8

İnegöl Belediyesi’nin Teravih Programları Başladı

9

İnegöl Devlet Hastanesi Ambulans Müzesi Taşınıyor mu? Süreçle İlgili Yeni Detaylar Ortaya Çıktı

10

İnegöl’de KGYS Destekli Trafik Denetimi: Kural İhlali Yapan Sürücülere Ceza

11

İnegöl’de 19 Şubat’ta Çeyrek, Yarım ve Ata Lira Ne Kadar Oldu?

12

İnegöl’de Şiddetli Rüzgar Demir Kapıyı Yerinden Kopardı!

13

Spor Festivalinde Potanın Yıldızları Ödüllerini Aldı

14

İnegöl'de tarlalık alanda yakılan çöpler itfaiyeyi alarma geçirdi

15

'Adiller’ seyircisiyle buluştu

16

Büyükşehir’den personele yönelik ‘E-Spor’ turnuvası

17

Mudanya'ya güçlü içme suyu yatırımı

18

İnegöl’de Ambulans Müzesi Kaldırılıyor mu?

19

İnegöl’de 11 Yaşındaki Çocuğa Çarpıp Kaçtı!

20

İnegölspor’un Kalecisi Bekir Sevgi’nin “Sevgi’li Kale” İsimli Kitabının Lansmanı Yapıldı

21

İnegöl’de Tır Denetiminde Gerginlik: Sahte Plaka ve Takograf İhlali, 100 Bin TL Ceza