Sakin Aytekin


   FLÖRTÜN İSLAM TOPLUMLARINDAKİ YERİ

  Flört; kadınla erkek arasında çok yakın duygusal arkadaşlık veya aşk ilişkisi olan bir olgudur. Ya da birbirini beğenen, birbirine ilgi duyan iki tarafın karşılıklı oynadıkları eğlenceli, hissi, cinsi ve duygusal bir oyundur.


   Modern yaşantının bize dayattığı flört ilişkileri olmazsa olmaz değildir. Gençler flört etmeden de birbirlerini okul ortamında, iş hayatında, sosyal çevrenin içindeki arkadaş  ilişkilerinde tanıyabilirler veya aile büyükleri ile istişare ederek te evliliğe hazırlık yapabilirler.

  Flört bir gereklilik, psikolojik bir olgu veya olmazsa olmaz değildir. Bir kültürdür. Beğenirsiniz veya beğenmezsiniz ama bugünün gençlerinde iyi veya kötü  bir realitedir. Bu olguyu kültürel bazda ele aldığımızda her toplumda veya her ailede kabul edilebilir de değildir. Evlilik öncesi bir zorunluluk olmadığı içinde dini hassasiyetleri olan aileler, daha ananevi ve adetlerine bağlı toplumlar bu olguyu tamamen haklı olarak da reddetmektedirler. Bazen de bu durum ne yazıkki dinimizde yeri ve hükmü olmamasına rağmen İslami duyarlılığı olan, büyük kentlerin havasına uyum sağlamaya çalışan, namazlı-niyazlı dediğimiz dini bütün ailelerde bile hoş karşılanabilir duruma gelmiştir.

   Her zaman olmasa da flörtsel ilişkilerde mağdur olan hep kız tarafı olmuştur. Erkek kendi cinsel hazzını aldıktan sonra "senden elektrik alamadım" "tipim değilsin" "bu ilişki sıkıcı olmaya başladı" "evliliğe hazır değilim"... diyerek karşı tarafı büyük bir travmaya itebilir. Sevilmediğini ve beğenilmediğini düşünen taraf psikolojik bunalıma girip canını kıymaya kadar problemi taşıyabilir. İşte bu noktada aileler ve genç hanımefendiler çok dikkatli olmaları gerekir.

  Batı toplumları son derece masumane ilişkiler yumağı olarak gördüğü flört olgusundaki toplumsal sorunları görmezden gelirken diğer taraftan bu flört ilişkisinin yerini cinsel özgürlük, fiziksel beden özgürlüğü, cinsel gelişim gibi kavramlarla isimlendirirken bizim gibi ataerkil ailenin çocuklarına görsel medya veya sosyal medya platformlarında sıkça gösterimler sunularak gençlerimizi beğeni yarışına iterek zehirleyen bir proje olarak gençlerimize "evlilik öncesi ilişkiler" diye empoze edilmektedir.

   İki tarafta birbirine hoş görünmek için gayet toleranslı, kibar, hoşgörülü, iyiliksever tanıtırken erkeklerimizi de ağzıtemiz, küfürsüz, işinde- gücünde hatta cuma'dan cuma'ya camiye bile giden tam mümin diye ifade ederiz. Kötü huylarını birbirine hiç hissettirmeden bu ilişkiyi sorunsuz götürmeye çalışan gençler evlendikten sonra da ortaya çıkan acı  gerçekler zehir gibi gelir ama iş işten çoktan geçmiştir. "Geçti Bor'un pazarı sür eşeğini Niğde'ye derler" adama.

   Bekarken çok kişi ile görüşen kimseyle evlenen kız olsun, erkek olsun evlendikten sonra da çoklu görüşme arzusu devam eder. Bir kişiye bağlı kalmak onu sıkar, farklı yer ve mekanlarda farkındalık aramaya başlar. Bunun sonucu da aldatmalar, kavgalar, şiddetli geçimsizlikler ve boşanmaya kadar giden ayrılıkları her gün gazetelerde ve görsel medyada görebiliyoruz. 

  Flört etmede çok büyük tuzaklar vardır. En çok da kız tarafı bir çırpıda kullanılmış eşya gibi kendini terk edilmiş hisseder. Erkek yapınca elinin kiri oluyor, kadın yapınca adını ifade edemiyeceğim kara bir leke olarak ömür boyu taşıyacağı bir isimle anılıyor. Aldatma her iki cins içinde aynı vebaldir, aynı sorumluluktur. Toplum bu çarpık düşünce yapısını degiştirmedikçe yavrularımızın huzur bulması veya mutlu olması pek mümkün görünmüyor. Ateşle barutun bir arada olamayacağını söyleyen atalarımız daha küçük yaşlarda bu atasözünü belleğimize kazımışlardır. Doğanın bir dengesi olduğu gibi kadın-erkek ilişkilerinin de bir yakınlaşma ölçüsü vardır. Kimse Hz. Yusuf değildir. O bir peygamber idi ve günah işleme gibi bir sıfatı yoktu. Allah bütün peygamberlerini geçmişte ve gelecekte günahsız yaratmıştır. Kur'an bize "zina yapmayın" demiyor, "zinaya yaklaşmayın" diyor. Ateşe yaklaşan ateşle yanmaya mahkumdur.

   Flört akıl ve mantık işi değil bilakis insan fizyolojisini alt üst eden bir olgudur. Bunu alışkanlık haline getiren sık sık değişiklik yapar. Terkeden hain, terkedilen elalemin diline düşer, iffet ve namus elden gider. (bunu namus telâkki edenler için). Bu ayrılıklar pek çok genci serseri, perişan, rezil ve kepaze ederken pek çoğunu da kompleksli, aşağılık duygusu sarmış, kin ve nefret duyguları kabarmış, içine kapanık, karamsar bir hayat sürerek ruhi bunalımlarla boğuşurken buluruz.
   Anneler... Babalar... !
   Bırakın bir tokat atmayı, sevmeye ve öpmeye bile kıyamadığınız, sizin biricik evladınız bu kadar değersiz mi ki ne idiği belirsiz insanlarla onların gizli ve tenha yerlerde bir araya gelmesine razı oluyorsunuz? Çocuklarınıza ileride nasıl bir kötülük yapacağını dahi bilemediğiniz, ailesinden şiddet görmüş şiddete meyilli, babadan küfür duymuş ve kızınızın yedi sülalesine küfür eden, ne içtiği belli olmayan ayyaş  kafa ile kızınızın kaşını gözünü patlatan ya da " benden nasıl boşanırsın, seni başkasına yar etmem" deyip hunharca öldürüp size hiç unutamayacağınız bir evlat acısı mı yaşatmasını istiyorsunuz? Karar sizin. Gidelim Konya'ya da "Ya Konya'yı görürüz ya da hanyayı mı" dersiniz. Yada dizlerinizi döversiniz ama vuracak diz mi bulamazsınız... Bilemem. 
  İyi düşün, hemde binlerce kez düşün...

 



  • Cumartesi 32.1 ° / 17.7 ° Dağınık bulutlar
  • Pazar 31.5 ° / 19.6 ° Bulutlar
  • Pazartesi 35.3 ° / 16.4 ° Bulutlar

Bursa

18.09.2021

  • İMSAK
  • GÜNEŞ
  • ÖĞLE
  • İKİNDİ
  • AKŞAM
  • YATSI
  • BIST 100

    1.419%0,10
  • DOLAR

    8,6605% 1,58
  • EURO

    10,1884% 1,29
  • GRAM ALTIN

    487,74% 1,50
  • Ç. ALTIN

    804,771% 1,50