15446,37%1,25
43,27% 0,22
50,19% -0,10
6374,59% -0,30
10426,81% 0,75
Mobilya sektöründe uzun yıllardır sahada pazarlamacı olarak çalışan İsmail Arslan, başarı ve mutluluk kavramlarına dair dikkat çeken analizler paylaştı. Arslan, özellikle Türkiye gibi kolektivist toplumlarda başarının yalnızca bireysel yetkinlikle açıklanamayacağını vurguladı.
Arslan’a göre Türkiye’de başarı; sadece bilgi, CV veya performansla değil, ilişki, güven ve referans ağıyla şekilleniyor. Bu yapının literatürdeki karşılığının “sosyal sermaye” olduğunu belirten Arslan, her ilişkinin “torpil” olarak görülmesinin büyük bir yanılgı olduğunu ifade etti.
“Telefon rehberinizde kimin olduğu, yıllar içinde biriktirdiğiniz güven, ilişki ve itibarın sonucudur. Mesele tanıdık değil, nasıl bir sosyal sermaye inşa ettiğinizdir.”
Arslan, bireyselci toplumlarla Türkiye gibi toplulukçu toplumlar arasındaki farklara da dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu:
Bireyselci toplumlarda başarı CV, performans ve kişisel yetkinliklerle ölçülürken; toplulukçu toplumlarda ilişki ağları ve güven unsuru daha belirleyici rol oynuyor.
Değerlendirmelerinin bir bölümünde mutluluk–kazanç ilişkisine de değinen Arslan, davranışsal ekonomi literatürüne atıfta bulunarak insanların “görünmez bir mutluluk bandı” olduğunu ifade etti.
Arslan’a göre;
Para artıyor
Konfor artıyor
Haz yükseliyor
Ancak bir süre sonra beyin bu duruma alışıyor ve kişi tekrar aynı duygu seviyesine geri dönüyor. Bunun sonucunda ise yeniden mutsuzluk, yeniden daha fazla kazanma isteği ve tekrar eden bir tüketim döngüsü ortaya çıkıyor.
Bu noktada Arslan, Ali Sabancı’nın sıkça alıntılanan
“Arzularıma göre geçinemiyorum”
sözünün son derece kıymetli olduğunu vurguladı.
Arslan açıklamalarını şu sözlerle özetledi:
“İster iş insanı olsun, ister beyaz yakalı, ister patron çocuğu…
Eğer merkeze haz konuluyorsa, ne kadar para kazanılırsa kazanılsın yetmez.
Çünkü mesele kazanç değil.
Mesele mutluluk bandını nereye koyduğun.”